”Geç bunları anam babam geç bunları…”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Twitter’daki hesabında, “Bir ülkede milletin yetkileri gasp ediliyorsa ve ülkenin kaynakları yandaşlara peşkeş çekiliyorsa orada otokratik kleptokrasi var demektir” ifadelerini kullanarak ülkenin içinde bulunduğu fiili durumu ana muhalefet partisi lideri olarak dile getirdi.
Bilindiği gibi otokrasi, bir ülkede bir yöneticinin bütün iktidar yetkilerini elinde bulundurması ve kontrol etmesi demektir. Kleptokrasi ise, bir ülkede iktidarı ele geçirenlerin o ülkenin kaynaklarını sistemli olarak soyması, yani hırsızlar rejimi olarak kendini ifade eder. Türkiye’ nin ekonomik ve yatırım kaynaklarının jet hızıyla ve değerinin çok çok altında yandaş veya sırdaş kimselere satılmasının adı nedir sizce? Benim güzel ülkemde Telekom bir yıllık kârının karşılığında satılmadı mı? Benim güzel ülkemde İstanbul’un bir ilçesinde iktidar partinsin vekilinin ıslak imzasını taşıyan bir rüşvet belgesi yayımlanmadı mı? Benim güzel ülkemde bir anakent belediye başkanının yolsuzluk dosyaları ortaya çıkıp, daha sonradan Sayın Cumhurbaşkanı’nın kendisine kefil olması dolayısıyla hakkında yapılan inceleme hasıraltı yapılmadı mı?
Yukarıda vermiş olduğum örnekleri çoğaltmak istesek herhalde buradan Hakkâri’ ye yol olur. Biz bu örnekleri istediğimiz kadar çoğaltalım. Ortada bir gerçek var ki; halk açısından bunun bir kıymeti harbiyesi yok. Çünkü halkımız rüşvet ve yolsuzluk konusunda duyarsızlaştı ve bu konuda maalesef kronik hastalık dört bir tarafımızı sardı. Tabii demokrasinin hatta ileri demokrasinin oturduğu bir toplumda bunlar normal, bunları dile getirmek statükoculuk ve darbecilik kimi yalaka aydın çevrelerine göre…
Bir ülke düşünün ki demokrasinin oturması adı altında kişiye özgü yasa çıkarılıyor ve bu seçilmişlerin atanmışlara karşı zaferi olarak önümüze konuluyor. Hangi demokratik toplumlarda kişiye özgü yasa çıkarılır. Hani bizim Anayasamızın 10. Maddesi’ne göre herkes yargı vs önünde eşitti. Bence iktidar partisi, yeni anayasayı hazırlarken yargı önünde herkes hesap verebilir ama bizim yandaşlar ve yoldaşlar asla veremez, diye bir hüküm koyma yoluna gitmelidir. Tabii bu, demokrasinin daha doğrusu ileri demokrasinin gereğidir. Öte yandan, hangi demokratik toplumda direktiflerini direkt yürütme erkinden alan mahkemeler vardır ve hangi demokratik toplumlarda mahkeme kararını açıklamadan basın kuruluşları söz konusu mahkemenin kararını önceden bilip, beyan edebilir. Orhan Veli’nin dediği gibi “geç bunları anam babam geç bunları…”
Bırakalım artık demokrasi oyunlarını. Şu bir gerçek, benim güzel ülkemde maalesef Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun da dediği gibi otokratik sistem oturdu. Kleptokrasinin oturup oturmadığının yorumunu da size bırakıyorum. Şimdi ben bu ülkede otokrasi var dediğim için beni demokrasi düşmanı, milli irade düşmanı görenler bile var. Hatta bunu çoğu zaman mevcut iktidar partisine gönül vermiş iyi niyetli dostlarımdan da duyuyorum. Ama onların bilmeleri ve unutmamaları gereken bazı hususlar var; “demokratik toplumlarda basılmamış kitaplar önceden toplatılmaz, demokratik toplumlarda sanıkların savunma süreleri 15 dakika ile sınırlandırılamaz, demokratik toplumlarda parasız eğitim isteyen öğrenciler cezaevine konulmaz, demokratik toplumlarda kişiye özgü düzenleme yani yasa çıkarılmaz, demokratik toplumlarda yandaş belediyelerin yolsuzluk dosyaları hasıraltı yapılmaz, demokratik toplumlarda bir kısım mahkemelerin iktidara tabi olması söz konusu olamaz…” Daha ne diyeyim. Saygılarımla…
Av.Mikayil Dilbaz










